Fransız Mahkemesi, Dizel Skandalını Yeniden Gündeme Taşıdı
Dizel emisyon skandalının otomotiv dünyasını sarsmasının üzerinden on yıl geçti, ancak Avrupa'nın en büyük üreticileri yeniden mahkeme yolunda. Fransız savcılar, uzun süredir devam eden soruşturmayı tamamladı ve Volkswagen, Renault ile Stellantis'i Paris'te azot oksit emisyonlarını manipüle ettikleri iddiasıyla yargılamaya çağırdı.
Avrupa hukuk sisteminin, savcıların sistematik tüketici aldatmacası olarak tanımladığı uygulamaları kovuşturmada kararlı olduğunu gösteren bu adım, sektörün milyarlarca euroyu elektrifikasyona yatırdığı ve hâlâ dizel çağının günahlarının bedelini ödediği bir döneme denk geliyor.
Yeniden gündeme gelen 'defeat device' meselesi, laboratuvar emisyon testlerini algılayıp egzoz arıtma sistemlerini geçici olarak tam kapasiteye çıkaran yazılımları hedef alıyor. Kontrolsüz, gerçek yol koşullarında ise bazı araçların izin verilen azot oksit seviyesinin 40 katına kadar emisyon saldığı iddia ediliyor.
Fransız savcılar, bunun yalnızca düzenlemelerden kaçmakla kalmayıp, doğrudan tüketici dolandırıcılığı anlamına geldiğini ve halk sağlığı ile çevre koruması açısından ciddi sonuçlar doğurduğunu savunuyor.
Volkswagen için bu dava, eski yaraları yeniden açıyor. Grup, orijinal Dieselgate skandalı kapsamında dünya genelinde 30 milyar eurodan fazla ceza, tazminat ve uzlaşma ödemişti. 2027'de başlaması beklenen Paris davası, özellikle Avrupa Adalet Divanı'nın tüketici korumasını güçlendiren kararları ışığında, milyarlarca euro ek yük getirebilir.
Renault'nun tavrı daha yumuşak olsa da, işin ciddiyeti değişmiyor. Şirket, kasıtlı yazılım manipülasyonunu sürekli reddetti. Ancak bağımsız yol testlerinde, Renault Kangoo da dahil olmak üzere bazı modellerin gerçek kullanımda resmi sınırların katbekat üzerinde emisyon saldığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında Renault, 20 milyon euro teminat yatırdı ve olası tazminatlar için 60 milyon euro banka garantisi verdi.
Peugeot, Citroën ve Fiat gibi markaları bünyesinde barındıran Stellantis ise Euro 6 dizel motorlarla ilgili suçlamalarla karşı karşıya. Grup, üretim dönemindeki düzenlemelere uyduklarını savunuyor. Ancak Fransız soruşturmacılar, iç denetim ve uyum süreçlerinin yeterliliğini sorguluyor.
Elektrikli çağda stratejik baskı
Zamanlama hiç de uygun değil. Tesla ve BYD Avrupa'da hızla büyürken, köklü üreticiler sermayelerini hukuki savunma ve olası tazminatlara yönlendirmek zorunda kalıyor.
Volkswagen ve Stellantis'in önünde stratejik bir yol ayrımı var. Uzayan davalar, itibar kaybı ve finansal erime riskini artırıyor. Uzlaşma ise belirsizliği azaltabilir ama yüksek bir peşin maliyet gerektiriyor. Dizel geçmişinin yüküyle harcanan her euro, batarya geliştirme, yazılım platformları veya yeni nesil elektrikli modeller için harcanamıyor.
Analistler, Avrupa'da dizelin pazar payının yüzde 8'e kadar gerilediğine dikkat çekiyor. Yine de menzil ve yakıt verimliliğine önem veren sürücüler arasında dizel teknolojisine olan güven tamamen kaybolmuş değil.
Fransız yargı süreci, dizelin altın çağını geri getirmeyecek. Ancak sektörün elektrikli mobiliteye geçişinin, geçmişin hesabını ortadan kaldırmadığını hatırlatıyor. Üreticiler sıfır emisyonlu gelecek vaat ederken, mahkemeler hâlâ dünün emisyonlarını masaya yatırıyor.