Trump’tan Güney Kore Otomotivine Yeni Gümrük Şoku
Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmeyen kişi, küresel diplomasinin en sevdiği silahına yeniden sarıldı: gümrük vergisi. Hyundai’nin yönetim katından Seul’deki Ulusal Meclis’e kadar şok dalgaları yayan bu hamle, Truth Social üzerinden verilen yeni bir ültimatomla geldi. Güney Kore otomobilleri, ilaçları ve kerestesi artık yüzde 25’lik ithalat vergisiyle karşı karşıya; bu oran, daha önce müzakere edilen yüzde 15’in çok üzerinde. Gerekçe mi? Koreli milletvekillerinin "tarihi" ticaret anlaşmasını onaylamada gecikmesi. Beyaz Saray’ın mevcut sakini için uluslararası anlaşmaların ömrü, son sosyal medya paylaşımı kadar kısa.
Bu tablonun ironisi gözden kaçmıyor. Daha geçen yaz, Washington ve Seul büyük bir uzlaşmaya varmış gibiydi. Güney Kore, ABD’ye tam 350 milyar dolarlık yatırım sözü verdi; amaç, gümrük vergisini yüzde 25’ten daha makul bir seviye olan yüzde 15’e indirmekti. Şimdi ise o anlaşmanın değeri, duyurusunda harcanan dijital mürekkep kadar bile değil. Başkan Trump, Kore Meclisi’nin kasıtlı olarak süreci yavaşlattığına inanıyor ve diplomatik diyaloğu bir kenara bırakıp ekonomik balyozu tercih ediyor. Bu arada Güney Kore hükümeti, bu açıklamayla adeta gafil avlandı ve acil görüşmeler için Ticaret Bakanı’nı okyanus ötesine göndermeye hazırlanıyor.
Hyundai ve Kia İçin Soğuk Duş
Hyundai ve Kia gibi devler için bu haber tam anlamıyla soğuk duş etkisi yarattı. Eğer yüzde 25’lik gümrük vergisi tam anlamıyla uygulanırsa, Kore üretimi araçlar ABD pazarında bir anda yerli ve Avrupalı rakiplerinden daha pahalı hale gelecek. Bu sadece "Amerikan malı" çıkarlarını korumakla ilgili değil; gümrük vergilerinin siyasi uyum sağlamak için bir koz olarak kullanıldığının açık göstergesi. Ortalama Amerikalı tüketici için sonuç belli: Daha az seçenek ve camdaki etikette çok daha yüksek rakamlar.
"Önce Amerika" hikayesinin yeni bir perdesine girerken, istikrar bir kez daha yüksek riskli baskı taktiklerine kurban edildi. Güney Kore, artık önceki taahhütlere giderek daha kayıtsız kalan bir müttefiki memnun etmeye çalışırken diplomatik bir ipte yürüyor. Modern otomotiv dünyasında başarıyı artık sadece mühendislik ya da üretim verimliliği belirlemiyor. Bir otomobil markasının kaderi, giderek mantıksızlaşan bir siyasi rulet oyununda çiziliyor.